Dünya Lideri Erdoğan!

Başkan Erdoğan’ın BM Genel Kurulundaki konuşmasında İslam coğrafyasının her bir ayrı derdini, talihsizliğini, uğradığı mağduriyeti ve perişan halini dile getirdi. Dünya sosyal medyasında en çok paylaşım onun için yapıldı. Mazlumları heyecanlandırdı, umut verdi.  Dünya’da yankı uyandıran konuşma ne yazık ki ülkemizde yankı bulmadı, bulamadı. Ne hazin değil mi?

Hıncal Uluç diyor ki; “Bölünmek için hiç bir fırsatın kaçırılmadığı ülkemde bu ‘Muhteşem’ birleştirme olayı nasıl yankılanacak” diye merak edip bekledim..
Bu ülkenin en uç solcusu olabilirsiniz..
Muhafazakarlardan, AK Parti’den kutuplar kadar uzak..
Recep Tayyip Erdoğan’ı günahınız kadar da sevmeyebilirsiniz. Ama bu defa kabul etmeli, bu defa alkışlamalıydınız!.
Hele de muhalifseniz.. “Biz muhalifiz ama, Sezar’ın hakkını da Sezar’a veririz” diyebilmek için.. Körü körüne, her şeye karşı çıkmadığınıza insanları inandırmak için.

Başkan, Birleşmiş Milletler’de, tüm dünyanın ülke liderleri önünde, her ama her Türk vatandaşını gururlandıran bir konuşma yaptı.
İki süper güç, Amerika ve Rusya liderlerinin de üstüne çıkan bir “Dünya Lideri” olarak konuştu.
Dünya Lideri!.
İçinde konuştuğu Birleşmiş Milletler’i dahi en ağır şekilde eleştirerek “Ayrımcılık” yapanları yerden yere vurdu.
Etnik ayrımcılık yapanlar.. İnanç ayrımcılığı yapanları..
İzlemediyseniz sanmayın, sadece “Müslüman oldukları için” zulüm görenlerin arkasında durdu..
Ülke ismi vererek, sırf Yahudi, sırf Hıristiyan oldukları için ayrımcılığa uğrayanları, hatta ayni din içinde, sırf mezhep farkı yüzünden, mesela Şii, Sünni diye ezilenlere sahip çıktı.. Tüm ayrımcı zalimleri kınadı..
Ekran başında, nefesim kesilerek, göğsüm gururla dolarak izledim.
Karşımda konuşan bir “Dünya Lideri”ydi.
Süper güçlerin de üstünde bir dünya lideri..
Konuşması, içeriği, edası, havası, tonlamasıyla tam bir lider..

Ne yazık ki, bu “Coşkuyu yaşayan ve yaşatan” havayı, yandaşı, muhalifi hiç bir yayın organında görmedim.. “Sıradan” olmak için yarıştılar sanki..
Belki de 81 milyonu ile bizi ilk defa “Gururla” birleştirecek bir konuşma, tüm dünya liderlerinin önünde, onlara kafa tutarak, onları eleştirip yerden yere vurarak, olması gereken dünya düzenini anlatıyor, akıl veriyor ve biz bu “Gurur anıtı” konuşmayı ulusa anlatamıyoruz, medya olarak..
Acaba kaç medya mensubu dinledi ki, merak ediyorum.
O konuşmanın öyle farkında değiliz ki… 24 saat sonra baktım, köşe yazarları hala, birbirimizi yemekle meşgulüz. Yahu yiyin..
Yiyin efendiler yiyin.. Ama Dünya önünde bir gün, tek gün de birleşin ki, millet görsün..
Dünya da görsün.. “Konu Türkiye olunca bakın bu ulus nasıl herkes el ele, gönül gönüle kenetleniyor” desin, herkes!.
Gazetemde iki yazara teşekkür ederim.
Hasan Basri Yalçın “Tek sesliliği bozmak” başlığı ile Birleşmiş Milletler çatısı altında gürleyen o “Gurur” sesini anlatmış. Satır altlarını çizerek. Okuyun mutlak.
Haşo.. Sevgili Haşmet (Babaoğlu) beni de geçmiş..
O “Türkler” değil, “İnsan olan herkes” diyor. “O konuşmadan gurur duymak, o konuşmaya alkış tutmak, destek olmak ve yanında saf tutmak için ‘İnsan’ olmak yeterli” diyor.
Haklı!. İnsan olmak yeterliydi, o konuşmayı, coşku, umut ve gururla dinlemek için!.”

Evet öyleydi, öyle olmalıydı. Ama olmadı, olamadı.

Bilge Kağan’ın o meşhur söyleminde olduğu gibi, her bir fırka kin ve nefreti besleyip, yabancıların yumuşak sözlerine, yumuşak ipeklerine kanmışlardı.

İçeride tek cephe olamadık, olamıyorduk. Erdoğan, bir dünya lideri liginde, dünyanın gözü önünde, zalimlerin gözlerine bakarak bütün gerçeği haykırmış kimin umurundaydı. Bırakın umursamayı, Erdoğan’ı Netanyahu’dan daha sert eleştiriler içeriden geldi.

FacebookTwitterPaylaş

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.