TÜRKÜLERİN KOKUSUNU DA DOKUSUNU DA BOZMAYIN

Türk Halk Müziği ezgisel yapısı bakımından çeşitli şekillerde üzerinde oynamalar yapılmaya ve çeşitli enstrümanlarla seslendirmeye müsait bir müzik dalıdır.

Bir ezginin batı müziği enstrümanları ile seslendirilmesi çalışmalarında batı müziği enstrümanına hâkim olan gençler, Halk Müziği ezgilerinde çeşitli oynamalar yapmayı başarı olarak kabul edebilmektedirler. Ezginin ölçüsünün değiştirilmesi, nota değerleri ile oynanması, karar seslerle oynama vb. hep bu alışkanlığın sonucu olarak düşünülebilir. Sonuçta karşımıza kulağa hoş ve farklı gelebilecek ancak özünden uzaklaşmış ezgiler çıkabilmektedir. İşin kötüsü bir süre sonra bu ezgiler otantik ezgi yerine de algılanmaya başlanabilmektedir.

Türkülerin uğradığı bu yapısal değişikliğin önemli olmadığını; aslında onların kaybolmasını engellerken, özellikle gençler arasında daha söylenir ve dinlenir hale gelmesini sağladığı görüşünde olanlar da az değildir. Bu görüşe ben katılamıyorum.

Bu noktada Âşık Veysel’e aynı konuda sorulan soruya verdiği karşılığın aslında konuyu özetlediğini belirtmeliyiz. Yapısı bozulan türkülere yönelik olarak Âşık Veysel; “saksıda çok güzel kır çiçekleri yetiştirebilirsiniz ancak kokusu dağdaki koku asla olamaz” demiştir.

Gelin siz “Türkülerin dokusuyla da kokusuyla da oynamayın”. Onlar bize atalarımızdan devredildiği şekilde turab kokmaya devam etmelidir. Emaneti aldığımız gibi gelecek nesillere devredelim. Daha sonra kültürümüzün erozyona uğramasına razı olmak zorunda kalmayalım.

Yıldız Demirkol SAVAŞ