• naim karataş

YILDIRIM, Türkiye gündemindeki önemli hususları değerlendirdiği bir bildiri paylaştı.

Erzurum Gelecek Partisi İl Gençlik Kolları Başkanı Bilgihan YILDIRIM, Türkiye gündemindeki önemli hususları değerlendirdiği bir bildiri paylaştı.

  • 160
  • 31 Mart 2020 21:44
  • A
  • A

Teşkilatlanma faaliyetlerine hızlandıran Gelecek Partisi Erzurum İl Başkanlığı, geçtiğimiz günlerde resmiyet kazanmıştı. Gündemdeki maddeleri ve faaliyetlerin istişare edilmesi amacıyla dün (30.03.2020) gerçekleştirilen sanal toplantı sonrasında teşkilatın Gençlik Kolları Başkanı Bilgihan YILDIRIM gündem maddeleri hakkında değerlendirmelerde bulunduğu bir bildiri yayımladı.

İşte o bildirinin tam metni:

“Başta Erzurum Halkı Olmak Üzere, Tüm Halkımızı Saygıyla Selamlıyorum.

Öncelikle geçtiğimiz haftalarda baş gösteren Covid-19 virüsüyle mücadele ettiğimiz şu günlerde, en çok ihtiyaç duyduğumuz şeyin milli birlik ve beraberlik olduğunu belirtmek istiyorum. Bizler; birlik ve beraberlik kavramını tarih boyunca gösterebilmiş bir milletiz. Bu sebeple bu aziz milletle ne kadar gurur duysak azdır. Milletimize bu süre zarfında uzmanların yaptığı uyarıları dikkate almayı ve kendilerini riske atmamayı tavsiye ediyorum. Allah cümlemizin yardımcısı olsun. İnanıyorum ki, GÜZEL GÜNLER GELECEK.

Ancak bir husus var ki, bu husus bizleri ziyadesiyle üzmektedir. Günlerdir genel başkanlığımızın bütün ikazlarına rağmen açıklanan ekonomik pakette yeni bir düzenlemeye gidilmedi. Halkımızın bu süreci en az zararla atlatması için parti yönetimimiz gece gündüz çalışıp çözüm önerileri sunsa da bu öneriler hükumet tarafından dikkate alınmadı.

Sayın Genel Başkanımız Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nun engin bilgilerinin ışığında hazırlanan paket önerileri, yapılan açıklamalar ve yayımlanan eleştiriler; hangi açıdan bakarsak bakalım gerçekçi bilgiler ve onarıcı çözümler içermekteydi. Kişiselleşen meseleler uğruna bu güzel ülkenin ekonomik geleceğini riske etmenin, doğruluktan uzak ve milletimizin öz değerlerine saygısızlık olduğunu düşünüyorum.

Kamuda hayata geçirilen çözümlerle ilgili, Partimiz Genel Merkezinin gün be gün paylaştığı açıklamalar; müfrit bir muhalefetin değil, realist bir tutum ve milletçi bir yaklaşımın eseridir. Bizler bu ülkenin selameti için çalışmaya olan arzumuz ve heyecanımızı, birtakım siyasi meselelerin gölgesinde bırakmamak gerektiğinin bilincinde olan bir siyasi hareketiz. Bu bağlamda paylaştığımız çözüm önerileri ve eleştirilerin tamamı toplum yararına faaliyetlerin geliştirilmesi içindir.

Dün itibariyle başlatılan “Biz Bize Yeteriz Türkiye’m” isimli yardım kampanyası, eleştirilerimizin ne kadar doğru olduğunu ayan beyan göstermektedir. Zor zamanlar için ayrılan bütçeleri doğru hesaplamak ve kriz dönemlerinde bu bütçelerin doğru kullanılmasını sağlamak, sosyal devlet anlayışının ve halkçılık merkezli bir ekonominin gereğidir. Stratejik açıdan ön görülemeyecek tehditlerin önlemlerini önceden almak, sürece uygun politika ve siyaset üretebilmek devlet yönetimine talip olmuş ya da devleti yöneten siyasi hareketlerin kriz yönetimi sürecinde birinci önceliği olmalıdır.

Devlet; halkın bir ödevi olarak sunduğu vergi sisteminden elde ettiği geliri, yine halk için kullanmakla mükelleftir. Bu sorumluluk ne kadar yerine getiriliyor, işte tam da şimdi görüyoruz. Devletin öz kaynaklarını tabiri caizse har vurup harman savurduktan sonra, üretimin olmayışı sebebiyle elde edilemeyen gelirin bedeli, uzun bir süredir zaten halkımızın sırtına yüklenmiş durumda. Bir de bunun yanında halkın el açması gereken devlet, halkına el açmaya başladıysa bu işte bir terslik var deriz. Zaten bugün, Gelecek Partisi camiasında bulunuyorsak ya da daha genel bir tabirle Gelecek Partisi isimli bir siyasi hareket varsa, bunun birincil sebebi doğruları ve yanlışları ayırt edebilecek bir akla ve milletçi bir duruş sergileyecek vicdana sahip oluşumuzdur.

Bizler inanıyoruz ki, bu süre zarfında elini taşın altına koyması gereken millet değil, yöneticilerdir.

Öte yandan Partimiz Genel Merkezinin de desteklediği 6 Milyon Tek Yürek isimli kampanyaya uygulanan Hükumet-Vakıfbank ambargosu, sosyal hukuk devleti anlayışının ayaklar altına alındığının en büyük göstergesidir.

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15. maddesinde Belediyelerin Yetkisi ve İmtiyazları başlığı altında sıralanan maddelerden birisi de belediyelerin bağış toplayabilmesidir. Ayrıca aynı kanunun 59. maddesinde belediyenin gelir kaynaklarının birinin de bağış kabul etmek olduğu açıkça görülmektedir.

Yine aynı kanunun 38. Maddesinin I bendinde şartsız bağışları kabul etme yetkisinin belediye başkanına ait olduğu yazılıdır.

Belediyeler, yardım toplama hakları kapsamınca bu bağışları sayıştay denetimine tabi olmak kaidesiyle kullanabilmektedir.

Ancak hükumetin atanmış bakanının bir yazılı emri ile vatandaşa sunulacak bu hizmete engel olunmuş, hukuk bir kere daha emirlerin ayakları altına alınmıştır.

Lakin biz biliyor ve söylüyoruz ki, hiçbir iktidar, hiçbir güç, hiçbir makam, hiçbir servet baki değildir. Biz baki olanı biliyor ve ona güveniyoruz.

Sözlerimin sonunda üstat Abdurrahim Karakoç’un Vasiyet şiirinden bir alıntı yaparak, tüm halkımızı Allah’a emanet ediyorum:

 

Ölürsen de hak yedirme, hak yeme.

Aka kara, karaya da ak deme.

Adaletten ayrılırsa mahkeme,

Bir hâkime, bir de kanuna tükür!

 

 

  • Liman balık