Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk Kültür Merkezi'nde "İlim Yayma Ödülleri" törenine katılıyor. İlim Yayma Ödülleri sahiplerini buldu. 'Büyük Ödül'ü kazanan Prof. Dr. Özcan Erel, ödülünü Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın elinden aldı. 'Sosyal Bilimler Ödülü'ne Prof. Dr. Şener Aktürk, 'Mühendislik, Doğa ve Sağlık Bilimleri Ödülü'ne Prof. Dr. Barış Bayram layık görüldü.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İlim Yayma Vakfı ve İlim Yayma Cemiyeti işbirliğinde Atatürk Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen İlim Yayma Ödülleri programında, her detayıyla irfan hazinesi, her veçhesiyle hikmet nişanesi, hem ilmin hem de alimlerin şehri İstanbul'da katılımcılarla bir arada olmanın bahtiyarlığını yaşadığını söyledi. Temelleri 2017 yılında atılan, ilki 2019'da düzenlenen, bu yıl dördüncüsü tertiplenen İlim Yayma Ödülleri vesilesiyle bir araya geldiklerini belirten Erdoğan, İstanbul'un yanı sıra farklı şehirlerden ve yurt dışından programa teşrif eden misafirlere, "Hoş geldiniz." dedi. "188 kurumdan toplam 1324 başvuruyla yeni bir rekor daha kırıldı" "İlim meclisi" olarak gördüğü bu törene emeği geçenlere teşekkür eden Erdoğan, gerek Türkiye'de gerekse dünyanın farklı yerlerinde akademik faaliyetler icra eden, emeğini, gayretini, cehdini, alın ve fikir terini ilmi çalışmalara teksif eden akademisyenlere selam, saygı ve muhabbetini iletti. Tören vesilesiyle üç farklı kategoride ödülleri takdim edilen bilim insanlarını tebrik eden ve nice muvaffakiyetler dileyen Erdoğan, "Büyük Ödül" kategorisinde ödül alan bilim insanı ile yaşadığı diyaloğu aktardı. Erdoğan, "Sizi daha önce tanıyordum." dediği akademisyenin, "Bu dördüncü ödül alışım." yanıtını verdiğini dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Büyük Ödül sahibi olan hocamız aynı zamanda bir de vakıf tarafından tabii 5 milyon lira ödülle mükafatlandırıldı. Diğer hocalarımız da ikişer milyon ödülle taltif edildi. Bunlar da bizim için ayrı bir gurur vesilesi." ifadesini kullandı. Yeni ve nitelikli eserleriyle bir yandan bilim müktesebatına katkılar yapan, diğer yandan gelecekteki çalışmaların önünü açan ilim erbabına kendisi ve Türk milleti adına şükranlarını sunan Erdoğan, "Cenabı Mevla sizlerin bu emeklerinizi hayra vesile kılsın. El-Alim ismi şerifiyle çalışmalarınıza inşallah bereket ihsan eylesin. Başvuruları çok titiz bir şekilde değerlendiren sekretaryamıza, bilim ve onur kurulu üyelerimize, teknik uzmanlarımıza, bilimsel hakemlerimize ve vakfımızın mütevelli heyetine aynı şekilde teşekkür iletiyoruz." diye konuştu
"Niçin bizim bir Nobel'imiz olmasın?" İlim Yayma Ödülleri'ne yönelik teveccühün her programda katlanarak arttığına dikkati çeken Erdoğan, "Bu sene üç ayrı dalda 174'ü üniversiteler olmak üzere 188 kurumdan toplam 1324 başvuruyla yeni bir rekor daha kırıldı. İlim Yayma Ödülleri'nin önümüzdeki yıldan itibaren uluslararası bir hüviyet kazanacağını, bu ilim halkasının sınırlarımızı aşıp dünyanın dört bir yanına ulaşacağını da büyük bir memnuniyetle öğrendim. Niçin bizim bir Nobel'imiz olmasın? Bu adımı biz de atarız. Bu cesur ve isabetli adımlarından ötürü İlim Yayma ailemizi kutluyorum." dedi.
Erdoğan, "Hayata uyarlanmayan, insana, sahaya dokunmayan doğru ve etkili kullanılmayan bilginin, netice vermediği de bilinen bir hakikattir. İlim Yayma Ödülleri'mizi işte bu açıdan son derece başarılı bulduğumu belirtmek istiyorum. Geçtiğimiz dönemde ödül alan hocalarımız hem çalışmalarını İlim Yayma ailesinin destekleriyle uygulamaya dönüştürdü hem de bilgi ve tecrübelerini gençlerimizle paylaşma imkanı buldu. Bunun için hocalarımıza ve İlim Yayma camiamıza ayrı ayrı teşekkürlerimi iletiyorum." dedi. Bazı isimlerin hem tarihte iz bıraktığını hem de yaşadıkları hayatla gençliğe örnek olup istikbale yön verdiğini dile getiren Erdoğan, yetiştirdikleri talebelerle, ellerinden tuttukları gençlerle, ülkenin ve milletin hizmetine sundukları eğitim kurumlarıyla, vakıf ve derneklerle onların amel defterlerinin, yeni sevaplarla süslenmek üzere hep açık kaldığını ifade etti. Erdoğan, 2007'de dualarla ebediyete uğurladıkları merhum Sabahattin Zaim hocanın da bu şahsiyetlerden biri olduğunu vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Kendisi hem akademik zeminde hem sosyal hayatta gerekli imkanlardan yoksun pek çok gencin yetişmesinde önemli rol oynamıştır. Hocamızın yegane emeli güzel insan olabilmek, Peygamber Efendimiz'in ahlakıyla ahlaklanmış güzel insanlar yetiştirebilmekti. Tek tipçi uygulamaların zirveye çıktığı bir dönemde böyle bir gençliğe duyulan ihtiyacı rahmetli hocamız da hissetmişti. Köklerinden koparılmak istenen bir kuşağın tarihinden, değerlerinden, inanç ve kültüründen uzaklaştırılmak istenen bir neslin ihyasını her şeyin üstünde ve ötesinde görmüştü. Bir konuşmasında bu hayati ihtiyacı şu sözlerle dile getirmişti, 'Milletler büyük şahsiyetlerle yaşar ve tanınır. Dünyada örnek insanlar vardır. Yeni nesiller bu örnek insanları rehber edinerek doğru yolda yürürler.' İslam'ın da gelişmesi ashabı kiramın o güzel insanların elinde olmuştur. İşte milletimizin zengin tarihi içinde sahip olduğu bu örnek insanları artık milletimize tanıtmanın zamanı gelmiştir."