Performatif erkekliğin, erkeğin benlik değerini içsel ihtiyaçlardan çok başarı, güç ve dış onay üzerinden kuran bir yapı olduğunu belirten uzmanlar, bu yaklaşımın yalnızca ilişkileri değil, erkeklerin ruh sağlığını da derinden etkilediğini söylüyor. Güçlü görünme, başarılı olma ve duyguları bastırma beklentisinin, erkeklerin iç dünyasında derin bir değersizlik hissi yaratabildiğine dikkat çeken Klinik Psikolog Cumali Aydın, "Erkek çocuk ağladığında 'erkek adam ağlamaz' denir. Korktuğunda 'abartma' diye uyarılır; başarısız olduğunda ise değeri sorgulanır. Böylece çocuk, duygularını değil; sonuçlarını göstermesi gerektiğini öğrenir." dedi. Sağlıklı erkekliğin kontrol ve güçten çok, duygusal farkındalık ve esneklikle tanımlanması gerektiğini ifade eden Aydın, erkekliğin sürekli kanıtlanması gereken bir kimlik değil, olduğu haliyle değerli bir varoluş biçimi olduğunu vurguladı.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, 'performatif erkeklik' kavramı üzerinden erkeklerin benlik değerini başarı ve güçle tanımlamasının psikolojik etkileri hakkında açıklamalarda bulundu. Benlik değerini başarı ya da güce bağlayan bireylerde depresyon ve anksiyete riski daha yüksek! Psikoloji perspektifinden 'performatif erkeklik' teriminin, erkeğin kendilik değerini içsel ihtiyaçlarından çok, dışarıdan onay alan davranışlar üzerinden kurması olarak tanımlandığını aktaran Klinik Psikolog Cumali Aydın, "Yani 'nasıl hissettiği' değil, 'nasıl göründüğü' önemlidir. Güçlü görünmek, başarılı olmak, kontrol sahibi olmak ve duygusal olarak etkilenmiyor izlenimi vermek, bu performansın temel parçalarıdır." dedi.
Klinik pratikte bu kavramla örtüşen bazı tekrar eden örüntülerle sıkça karşılaşıldığını ifade eden Aydın, "Duygularını tanımlamakta zorlanan, yardım istemeyi zayıflık olarak gören, ilişkilerde hep 'veren' ama aslında duygusal olarak mesafeli kalan erkekler… Bu kişiler çoğu zaman terapiye 'kaygım var' ya da 'öfke patlamaları yaşıyorum' diye gelir. Ancak sürecin ilerleyen aşamalarında altta yoğun bir değersizlik ve yetersizlik duygusu ortaya çıkar. Bu tablo, psikolojide 'koşullu benlik değeri' kavramıyla örtüşür. Araştırmalar, benlik değerini yalnızca başarıya ya da güce bağlayan bireylerde depresyon ve anksiyete riskinin daha yüksek olduğunu gösteriyor." şeklinde konuştu.
Duygu bastırmanın psikolojik maliyeti yüksek! Toplumsal mesajların erkeklere çok erken yaşlardan itibaren 'güçlüysen varsın' öğretisinde bulunduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Cumali Aydın, "Erkek çocuk ağladığında 'erkek adam ağlamaz' denir. Korktuğunda 'abartma' diye uyarılır; başarısız olduğunda ise değeri sorgulanır." dedi. Böylece çocuğun, duygularını değil; sonuçlarını göstermesi gerektiğini öğrendiğini dile getiren Aydın, "Bu süreçte kendilik algısı doğal olarak performansa dönüşür. Erkek, 'Ben kimim?' sorusunu 'Ne kadar başarılıyım?', 'Ne kadar dayanıklıyım?', 'Ne kadar kontrol sahibiyim?' sorularıyla yanıtlamaya başlar. Bunun bedeli ise duygusal bastırmadır. En sık bastırılan duygular korku, üzüntü, kırılganlık ve ihtiyaç hissetmedir. Oysa duygu bastırmanın psikolojik maliyeti yüksektir. Araştırmalar, bastırılan duyguların zamanla somatik şikâyetler, öfke patlamaları ve ilişki sorunları olarak geri döndüğünü gösteriyor." açıklamasını yaptı.
Sürekli güçlü görünme ihtiyacı, yetersiz ya da değersiz hissetmesiyle ilişkili! Sürekli güçlü görünme ihtiyacının, çoğu zaman gerçek bir gücün değil; kırılgan bir benlik algısının göstergesi olduğunu kaydeden Klinik Psikolog Cumali Aydın şunları söyledi: "Psikodinamik açıdan bakıldığında bu durum, kişinin içsel olarak kendini yetersiz ya da değersiz hissetmesiyle ilişkilidir. Güç ve kontrol, bu duygulara karşı geliştirilen bir savunma mekanizmasıdır. Klinikte sıkça şu tabloyu görürüz; dışarıdan çok başarılı, yönetici pozisyonda, herkesin 'güçlü' dediği bir erkek, ancak iç dünyasında yoğun bir kaybetme korkusu yaşar. Kontrolü kaybettiği anlarda kaygı artar, ilişkilerde tahammülsüzlük başlar. Bu durum, psikolojide telafi edici savunmalar olarak adlandırılır. Kişi, içsel eksiklik hissini dışsal güçle kapatmaya çalışır. Ancak bu sürdürülebilir değildir; çünkü performans düştüğünde benlik değeri de çöker."
Güvenli bağlanma olmadığında çocuklar kendilik değerini performansla telafi etmeye daha yatkın! Performatif erkeklik inşasının çoğunlukla erken çocuklukta, özellikle 4–6 yaş arasında şekillenmeye başladığına vurgu yapan Klinik Psikolog Cumali Aydın, "Bu dönem, çocuğun 'ben kimim' sorusunu çevresel geri bildirimlerle yanıtladığı kritik bir evredir." dedi. Çocuk, duygularını ifade ettiğinde eleştiriliyor, başarı gösterdiğinde ise takdir ediliyorsa, 'sevilmek için başarmalıyım' öğretisinin gerçekleştiğini aktaran Aydın, "Ergenlik döneminde bu yapı daha da pekişir. Akran gruplarında güç, rekabet ve dayanıklılık ön plana çıkar. Özellikle duygusal olarak mesafeli, başarı odaklı ya da otoriter baba figürü olan ailelerde performatif kimlik daha güçlü şekilde gelişir. Bağlanma kuramı çalışmaları, güvenli bağlanmanın olmadığı ortamlarda çocukların kendilik değerini performansla telafi etmeye daha yatkın olduğunu gösteriyor." ifadelerini kullandı.