15454,73%-1,58
44,08% 0,04
51,01% -0,36
7223,24% -1,07
11750,54% -1,61
Feminist mücadele bizler için, kadınlara yönelik nefret ve ayrımcılığın kol gezdiği bu dünyada bir seçenek değil, mecburiyet. Haberlerde önlenebilecekken göz yumulan kadın cinayetlerini, erkeklerin kadınlara ve çocuklara şiddet uygulayıp istismar etmek için birbirlerine “yardım” ettiklerini izliyoruz. Bu haberler bizlerde şok ve öfke yaratırken aslında yanı başımızda her kadın kendi hayatında aynı erkek egemen sistemin yarattığı istismar, şiddet ve ayrımcılığı yaşıyor. Erkekler ceza almadan, itibarları hiç sarsılmadan hayatlarına devam ederken, kadınlar başlarına gelenlerden ötürü suçlanıyor. Kadınların eşitlik ve özgürlük taleplerini karşılamaktan yoksun politikalar, ancak erkekler lehine çalışıyor. Aile politikaları, “cinsiyete uygun davranış” diyerek kadınları ezildikleri bir sisteme mahkum etmek istiyorlar.
Bu tablo hepimiz için moral bozucu. Kim her gün bir yenilgiyle uyanmak ister? Yüzyıllardır her sabah koca bir evin tüm işini yüklenmek için kalkan her kadın, ömrü boyunca tüm ailesine bakım veren her kadın, kendi yaşamına dair tek bir karar dahi alamamış, “Şu hayatı ben nasıl yaşamak isterdim?” sorusunu kendisine soramamış her kadın erkek egemenliğinin el koyduğu hayatlarında bir çıkış yolu arıyor. Bu çıkışın ancak yanı başındaki kadınlarla mümkün olduğunu biliyor.
Çıkış yolunun feminizmde, feminist dayanışmada olduğunu biliyoruz. Çünkü feminizmle erkek egemen sistemin beden, emek ve kimliklerimize el koyma biçimini ifşa ediyor ve tüm kadınlar olarak hayatlarımızın nasıl da birbirine bağlı olduğunu görüyoruz. Erkeklerin çıkarına bir düzene itiraz etmenin, onu birlikte değiştirmenin mücadelesini veriyoruz.
Bu mücadeleyi biz Mor Çatı’da, kocası kendisine sürekli hakaret ederken bir çıkış yolu bulma düşüncesiyle yaşadıklarını paylaşmak için arayan, kocasının dayağı sonrası kendisinin ve çocuklarının hayatını korumak için sokakta kalmayı göze alarak evden kaçıp bize danışan, babasının psikolojik şiddeti ve okuluna göndermemesi karşısında ne yapabileceğini sormak için yazan, istemediği gebeliğini sonlandırmak isterken hastane tarafından reddedilip korku ve kaygıyla bize ulaşan kadınlardan biliyoruz.
Her birinin kendi yaşamlarında attığı her adım, hayatı yeniden kurma cesaretleri bizlere tekrar tekrar feminist dayanışmamızın gücünü gösteriyor. Erkek şiddetine karşı kadından kadına kurduğumuz dayanışma, bize hem erkek egemen düzenin kadınların hayatlarını çaldığını hem de feminizmle bu hayatı yeniden kurmaya mecbur olduğumuzu gösteriyor. Bu nedenle bir 8 Mart’ta daha, yaşasın feminist mücadelemiz!