-
BIST 100
16124,69%0,46
-
DOLAR
44,35% 0,05
-
EURO
51,40% 0,27
-
GRAM ALTIN
6441,90% 0,29
-
Ç. ALTIN
10945,35% 0,00
Kanser tedavisinde çığır açan hücreler Türkiye’de üretilecek
İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Liv Hospital Rejeneratif Tıp Kök Hücre Üretim Merkezi Direktörü Prof. Dr. Erdal Karaöz, Türkiye’de kanser hücrelerini hedef alıp yok edebilen özel hücrelerin üretileceği bir labo
İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Liv Hospital Rejeneratif Tıp Kök Hücre Üretim Merkezi Direktörü Prof. Dr. Erdal Karaöz, Türkiye’de kanser hücrelerini hedef alıp yok edebilen özel hücrelerin üretileceği bir laboratuvarın kuruluş aşamasında olduğunu söyledi. Bu laboratuvarın kurulmasıyla birlikte kanser tedavisinde çığır açan hücreler Türkiye’de üretilecek. Prof. Dr. Karaöz, “Ümit ediyorum ki 6 ay ila 1 yıl içerisinde bu laboratuvarda üretilen CAR T-cell hücreleri inşallah Türk insanlarının da faydasına sunulacak" dedi. İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Liv Hospital Rejeneratif Tıp Kök Hücre Üretim Merkezi Direktörü Prof. Dr. Erdal Karaöz’ün verdiği bilgilere göre, Türkiye’de kanser hücrelerini hedef alıp yok edebilen özel hücrelerin üretileceği bir laboratuvar kuruluyor. Samsun’da düzenlenen bilgilendirme toplantısında konuşan Prof. Dr. Karaöz, Orta Karadeniz bölgesindeki hekimlere kök hücre tabanlı hücresel tedaviler ve gen tedavileri konusundaki son gelişmeleri aktardı. Ölü hücreler tedavi edilemiyor, kök hücre umut oluyor Prof. Dr. Karaöz, son yıllarda kök hücrelerin öneminin giderek arttığını belirterek, tıbbın mevcut şartlarda bazı hastalıkları yüzde 100 tedavi edemediğini ifade etti. Bu hastalıkların büyük bir kısmını nörodejeneratif hastalıklar olarak tanımlayan Karaöz, "Bu hastalıkların ortak karakteristiği ilgili oldukları organlardaki hücrelerin bir nedenden dolayı ölmesi ve bu ölen hücrelerin işlevini görmemesi sonucunda klinik sonuçlarla karşılaşılmaktadır. Örneğin, Parkinson hastalığında dopamin üreten hücrelerin ölmesi neticesinde bu hastalığın klinik belirtilerini hastalar göstermeye başlamaktadır ya da tip1 diyabet diye adlandırdığımız hastalıkta da pankreasta insülin üreten hücreler ölmektedir. İşte ne yazık ki hiçbir cerrahi bir yöntem hiçbir ilaç bu ölen hücrelerin yerine yenilerini koyamamaktadır" dedi. Türkiye’de hücresel tedaviler gelişiyor Bu nedenle, son 30 yılda dünya genelinde ve Türkiye’de bu alanda önemli araştırmalar ve çalışmalar yapıldığını dile getiren Prof. Dr. Karaöz, özellikle son 10 yılda Türkiye’de Sağlık Bakanlığı’nın kontrolü altında onay alınarak hücresel tedaviler alanında hastalara yardımcı olunduğunu belirtti. Bu noktada dikkat edilmesi gereken bazı hususların ortaya çıktığını ifade eden Karaöz, şunları söyledi: "En önemli sorunlardan bir tanesi üretilen hücrelerin uygun standartlarda, uluslararası standartlarda bizim GMP yani iyi üretim şartlarında üretilen laboratuvarlarda üretiliyor olması gerekiyor. Dolayısıyla bu üretilen hücrelerin hemen siz hastanızda uygulayamazsanız Sağlık Bakanlığı’ndan onay almanız gerekiyor. Daha sonra uygulamanız gerekiyor. Bir de tabi çok daha önemlisi ki bu alan ne yazık ki her geçen gün gözlemliyoruz istismara açık bir alan olmaya başladı. Çünkü hastalara boş vaatler verip bu tedavileri uygulamak uygun değil. Bu tedaviyi aldıktan sonra iyileşme potansiyeli olan hastalara bu uygulamaların yapılması gerekiyor.” Kök hücre kanser yapar mı Kök hücrelerle ilgili sıkça sorulan "Kanser yapar mı?" sorusuna da açıklık getiren Prof. Dr. Karaöz, "Hayır yapmaz. Gerek bizim şu ana kadarki klinik deneyimlerimiz gerekse dünyadaki klinik deneyimler bize bunu söylüyor. Bizim kullandığımız kök hücrelerden bahsediyoruz. Biz buna erişkin kök hücresi diyoruz. Klinikte yeni doğmuş bebeklerin göbek kordonundan dokusundan elde ettiğimiz kök hücreleri kullanmaktayız. Dolayısıyla bu hücreler bugüne kadar yapılan bilimsel çalışmalar göstermiştir ki asla herhangi bir ciddi yan etkiye sebebiyet vermemekte ve kanser gibi birtakım olaylara sebebiyet vermemektedir" şeklinde konuştu. Geleceğin tedavisi: Hücresel İmmünoterapi ve CAR T-cell Teknolojisi Prof. Dr. Karaöz, gündeme yavaş yavaş girmeye başlayan bir diğer önemli konunun ise hücresel immünoterapi olduğunu söyledi. Kanser tedavisinde radyoterapi, kemoterapi ve akıllı ilaçlar gibi seçenekler olmasına rağmen hala tedavi edilemeyen vakaların bulunduğunu belirten Karaöz, özellikle hematolojik malignanslar yani kan kökenli kanserlerin bazı tipleri için CAR T-cell olarak adlandırılan yeni bir teknolojinin ortaya çıktığını ve Amerika’da doğan bu teknolojinin yavaş yavaş tüm dünyaya yayıldığını aktardı. Türkiye’nin ilk “CAR T-cell laboratuvarı” yolda Prof. Dr. Karaöz, Türkiye olarak kendi hastanelerinde de bu güçlü hücreleri üretebilecek bir laboratuvarın kuruluş aşamasına başladıklarını müjdeleyerek, "Biz de Türkiye olarak bizim hastanemizde bu çok güçlü olan hücreleri yani hastaya enjekte ettiğiniz zaman kanser hücrelerini yakalayıp öldürebilme potansiyeline sahip olan bu hücreleri üretebilme kapasitesine sahip bir laboratuvarın kuruluş aşamasına başladık. Ümit ediyorum ki 6 ay ila 1 yıl içerisinde bu laboratuvarda üretilen CAR T-cell hücreleri inşallah Türk insanlarının da faydasına sunulacak. Bu konuda da buradaki hekim arkadaşları bilgilendireceğiz" ifadelerini kullandı. Gelecekte bu teknolojiyle otoimmün hastalıklar tedavi edilebilecek Kurulacak laboratuvardan söz eden Prof. Dr. Karaöz, şöyle konuştu: "Liv Hospital Vadi İstanbul Şubesi’nde, çok büyük ve kompleks bir laboratuvar olacak. Bu laboratuvar çok özel bir laboratuvar. Bu laboratuvarda üretilecek olan hücrelere, sizin kanser hücrelerinizi tanıtıyor olacağız ve bu savaşçı hücreleri tekrar size enfüze edecek hematologlar ve sizin kanser hücrenizi yakalayıp öldürecek. Yani spesifik hedefe yönelik bir tedavi diye de adlandırabiliriz. Bu çok yeni bir teknoloji. Dünyada inanılmaz bir teknoloji ivme kazandı. Amerika’da doğdu. Avrupa’da yavaş yavaş yaygınlaşmaya başladı. İnşallah biz de Türkiye’de bu alanda faaliyet gösteren ilk merkezlerden biri olacağız. Gelecekte bu teknoloji ile solit organ tümörleriyle, otoimmün hastalıkların tedavisi söz konusu olabilecek.”
Uyuşturucu soruşturmasında 14 ünlü isim gözaltında
ETÜ’lü Bingül Kardeşler Zihinsel Engelliler Dünya Kayak Şampiyonası’nda 6 Madalya Kazandı
Azerbaycan Tıp Üniversitesi ile Akademik İş Birliği Görüşmesi Gerçekleştirildi
İZKİTAP – 7. İzmir Kitap Fuarı 17–26 Nisan’da Kültürpark’ta
Suna'nın Kızları'ndan Hatay'da Çocukları Destekleyen Mahalleler Buluşması
Samsunspor’un “Mor Forma” Projesine Avrupa’dan Büyük Ödül
SON DAKİKA! Karayip ülkeleri vatandaşlığı için ikamet şartı gelebilir
İkinci Elde "Dijital İllüzyon" Uyarısı!
Ormanların Ekonomik Gücüne Dikkat Çekildi
ETSO Mart Ayı Meclis Toplantısı Yapıldı: UR-GE Projelerinde Türkiye Birinciliği Vurgulandı
Türkiye UEFA organizasyonlarında 5 takımla yer alacak
Eczacıbaşı Dynavit adını finale yazdırdı!
Alanya Ultra Trail 2026 İçin Geri Sayım Başladı
BAYRAM BİTTİ, NÖBET TARTIŞMASI BAŞLADI
“KADIN LİDERLER KRİZLERE KARŞI DAHA DAYANIKLI”
Prof. Dr. Sevil Atasoy: “Uyuşturucu politikaları insan hakları ve halk sağlığı temelinde şekillenmeli”
TKP’den Dışişleri önünde eylem: ‘Utanç verici bildiriyi kabul etmiyoruz, o imza geri çekilmeli!
Hüseyin Baş "İran'ın dolar hamlesi füzelerden daha etkili oldu"
Katarakt Yaş Sınırı Tanımıyor
KARACİĞERİ TEHDİT EDEN 6 ÖNEMLİ ETKEN!
Afet ve Kriz Senaryolarında Duman Tahliye Kapaklarının 3 Kritik Rolü
Cengiz Enerji’nin Özbekistan’daki projesine uluslararası finansman ödülü
Galata Kulesi 26 Mart’ta Multipl Miyelom Farkındalığı İçin Kırmızıya Bürünecek
KOLON KANSERİ RİSKİNİ ARTIRAN BU FAKTÖRLERE DİKKAT!
Türkiye'nin Yeni Ekmeği Konya’da Geliştirildi
KRUVAZİYER SEKTÖRÜNE %100 İŞ GARANTİLİ EĞİTİM GELİYOR
İBB’DEN ÖZEL ÇOCUKLARA DESTEK: 24 BİN SEANSLIK ÜCRETSİZ TERAPİ
Türkiye’de mutluluk oranının yükselmesinde aile çok önemli!
“Acı Hayat”, 45. İstanbul Film Festivali’nde Zurich Türkiye desteğiyle yeniden beyaz perdede
FATİH’DEKİ ARAMA KURTARMA ÇALIŞMALARINDA SON DURUM
Yükleniyor



