-
BIST 100
16287,81%0,58
-
DOLAR
44,13% 0,11
-
EURO
50,81% -0,09
-
GRAM ALTIN
7213,36% 0,11
-
Ç. ALTIN
11762,72% 0,00
Kuraklığa ve Açlığa Büyük Adım Yasası Genel Kurul’da
Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunulan ve 20 Haziran’da Komisyondan geçen "Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi", Genel Kurul gündemine geliyor. TEMA Vakfı yaptığı açıklamada doğayı,
TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, teklifin yalnızca çevresel değil, sosyal ve hukuki açıdan da büyük riskler barındırdığına dikkat çekerek şunları söyledi: "Maden Kanunu, 4 Haziran 1985 yılında yürürlüğe girdiğinden bu yana 30 kez değiştirildi. Bu değişikliklerin çoğu madencilik faaliyetlerini kolaylaştırırken doğa koruma önlemlerini zayıflattı. 2004’te eklenen maddeler madenciliği büyük ölçüde serbestleştirdi. Örneğin Madde 7’de yapılan değişiklikle ormanlar, milli parklar, özel çevre koruma alanları gibi pek çok bölge madenciliğe açılabilir hâle geldi. Adeta Maden Kanunu, diğer çevre ve doğa koruma kanunlarının üzerinde bir yasa gibi konumlandırıldı. Kanun değişikliklerinin yanında 2009/7 sayılı Başbakanlık Genelgesi ise Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçlerini zayıflatarak madencilik faaliyetlerinin önünü daha da açtı. Her yeni düzenleme, doğanın ve yaşamın üzerindeki tahribat riskini artırdı. Ancak üzülerek söylüyorum ki, bugüne kadar yapılan hiçbir değişiklik doğal ve kültürel varlıklar üzerinde böylesine büyük bir baskı yaratmamıştı. Bu teklif, doğayı korumayı engel olarak gören bir bakış açısına dayanıyor. Kamu yararını şirket lehine tanımlayan bu yaklaşım, yaşamın kaynağı olan doğal varlıklarımızı korumaktan tamamen uzak." Yüz ölçümünün %93’ü maden ruhsatlı bir kent olabilir mi? TEMA Vakfı’nın 2019 yılından bu yana sürdürdüğü ruhsat haritası çalışmaları kapsamında, 29 ilde IV. Grup (altın, gümüş, kömür, bakır, nikel vb.) maden ruhsatlarının yoğunluğu incelendi. Bu çalışma, söz konusu illerin yüz ölçümünün ortalama %67’sinin bu madenlere ruhsatlandırıldığını ortaya koydu. Gümüşhane’nin %93’ü, Kütahya’nın ise %92’si IV. Grup madencilik ruhsatlarıyla kaplanmış durumda. Deniz Ataç, bu duruma dikkat çekerek, "Yaptığımız çalışmada sadece IV. Grup maden faaliyetlerine baktık. Bu oranlara kum, mermer, taş ocakları dâhil değil. Bu gruba sadece; metalik madenler, kömür madenleri ve endüstriyel ham maddeler dâhil. Ruhsat verilen bu alanlarda doğa, üretim sürecinden kapatılma sürecine kadar geri dönüşü olmayan şekilde zarar görüyor. Hatta maden kapandıktan, şirket alanı terk ettikten sonra dahi, sahada kalan yığın liç, pasa alanları ve atık barajları tehlikenin on yıllarca devam etmesi anlamına geliyor. Bu nedenle Kurucu Onursal Başkanımız ve Toprak Dedemiz merhum Hayrettin Karaca’nın dediği gibi tekrar ediyoruz: ‘Yaşamak istiyorsan yaşatacaksın.’ Ekosistem bütünlüğü ve yaşamın devamlılığı için doğal ve kültürel alanlarımız madencilik faaliyetlerine kanunla kapatılmalı. Çünkü biliyoruz ki kanun korumazsa maden yaşatmıyor. "Bu teklif doğayı korumuyor, onu yok sayıyor" Genel Kurula gelen yasa teklifi; Maden Kanunu’nun yanı sıra Çevre Kanunu, Mera Kanunu, Elektrik Piyasası Kanunu ve Yenilenebilir Enerji Kanunu gibi çok sayıda düzenlemeyi doğrudan etkiliyor. "Ekonomik istikrar" ve "milli çıkar" gerekçesiyle sunulan değişiklikler, doğal varlıklarımız üzerindeki baskıyı artırıyor. Yasa teklifinin kamu yararı ilkesini zayıflatarak doğa koruma yaklaşımlarını "engel" olarak gördüğünü ve "bu engellerin" kaldırılmasını önerdiğini belirten Ataç, "Bu teklif doğayı korumuyor, onu yok sayıyor. Sunulan düzenlemeler ile ruhsat ve izin süreçleri yatırımcı lehine hızlandırılıyor. Kamu kurumlarının ÇED süreçlerindeki görüş verme süresi 3 ayla sınırlandırılıyor; süre içinde yanıt verilmeyen görüşler otomatik olarak olumlu sayılıyor. Tüm izin ve ruhsat süreçlerinin yönetimi tek bir kurumda, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nde (MAPEG) toplanıyor. Korunan alanlarda madencilik faaliyetlerinin önü açılıyor. ÇED süreçleri ise etkisizleştiriliyor. Bizler toprağı, suyu, ormanı, merayı önceleyen ve koruyan bir kanun talep ederken, bugün konuştuğumuz, cuma günü komisyondan geçen teklif derin bir üzüntü yarattı. Eğer bu teklif kanunlaşırsa korunan alanların sadece adı "korunan" olarak kalacak. TEMA Vakfı olarak görüşlerimizi defalarca ilettik. Toprağımızı, suyumuzu, ormanımızı, meramızı, zeytinimizi; tüm doğal ve kültürel varlıklarımızı koruyan bir yasal çerçevenin oluşturulması gerektiğini savunuyoruz. Bizler bu yönde çalışmalarımızı sürdürürken yasa teklifinde bu yaklaşımın izine rastlamak ne yazık ki mümkün değil." şeklinde konuştu. Su ve gıda güvenliği için tehlike çok büyük, yaşamı savunmalıyız! Böylesine kritik bir gündemle toplanan TBMM Komisyonu’nda görüşmeler 25,5 saat boyunca aralıksız sürdü ve teklif ne yazık ki komisyonda kabul edildi. Meclis Genel Kurulu’nda bu teklif görüşülecek. Eğer bu teklif yasalaşırsa doğal ve kültürel varlıklarımız üzerindeki madencilik baskısı artacak, yurttaşın mülkiyet ve katılım hakkı sınırlandırılacak, acele kamulaştırma uygulamaları yaygınlaştırılacak. Bu düzenlemelerin yalnızca doğa üzerinde değil, birçok alanda tehlike yarattığını söyleyen Deniz Ataç, "Yaşamı savunmalıyız. Bu teklifin yasalaşması aynı zamanda geçimlik tarımla uğraşan çiftçiler, kırsal yaşam, gıda ve su güvenliği açısından da ciddi tehditler barındırıyor. Yasa teklifindeki hükümler, ekosistem bütünlüğünü zedelediği gibi toplumun sağlıklı ve güvenli bir çevrede yaşama hakkını da tehlikeye atıyor. TEMA Vakfı olarak bir kez daha çağrıda bulunuyoruz; Anayasa’ya ve tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelere açıkça aykırı bu teklif reddedilmeli; doğal varlıklarımız ve gelecek kuşakların yaşam hakkı korunmalıdır." dedi.
Türkiye OECD’den koptu: Enflasyonda en yakın ülkeye görülmemiş fark
İlaç fiyatlarına önce yüzde 6, sonra yüzde 8 zam: Etiketler değişiyor
Merkez Bankası faiz kararını açıkladı
Okullarda ikinci ara tatil yarın başlıyor
SİBEL CAN PARİS’TE ZAMANSIZ ŞIKLIĞIYLA GÖZ KAMAŞTIRDI
Geleceğin hekimleri ilk adımı attı!
Bursa’da Doğal Gaz Şebekesi Yılda İki Kez Güvenlik Taramasından Geçiyor
Tuzu azalt, sağlığı artır!
MEMORIAL BODRUM’DA TAMAMLAYICI SAĞLIK SİGORTASI DÖNEMİ
ÜSKÜDAR BELEDİYESİ’NİN “VALİDEBAĞ KORUSU”NDA YAPTIĞI ÇALIŞMALAR AVRUPA’NIN EN İYİ UYGULAMALARI ARASINDA
GAZİANTEP’TE 2,5 MİLYON METREKARELİK DEV TİCARET ÜSSÜ YÜKSELİYOR
ERZURUM’UN DÜŞMAN İŞGALİNDEN KURTULUŞUNUN 108. YIL DÖNÜMÜ
AK PARTİLİ FIRAT, TBMM’DE ERZURUM’UN KURTULUŞUNU ANLATTI: TÜRKLER VE KÜRTLER, ORTAK VATAN BİLİNCİYLE AYAĞA KALKTI!
TÜRKİYE'DE HER 7 KİŞİDEN BİRİ BÖBREK HASTASI
"Sünni de biziz, Şii de biziz. Hepimiz Müslümanız."
Türkiye Açıkdeniz Yarış Kulübü’nün Yeni Başkanı Ahmet Eker Oldu
SAĞLIK SİSTEMİNDE BİRİKEN SORUNLAR 14 MART ÖNCESİ YENİDEN GÜNDEMDE
Başkan Oral'dan 12 Mart Mesajı
YAVUZ AĞIRALİOĞLU: ANAHTAR PARTİ TÜRK SİYASETİNİN YENİ UMUDU
Çanakkale Zaferi’nin 111. Yıldönümü, Türkiye İş Bankası Müzesi’nde Anılıyor
Milli parklar kanun teklifi TBMM'de kabul edildi
Emeklilerin maaş ve ikramiyeleri bayram öncesi ödenecek
İstiklal Marşı 105 yaşında
ETÜ Öğrenci Toplulukları ÜNİDES'ten 7 Proje İçin Destek Almaya Hak Kazandı
“MARBLE Fuarı’nın verimli geçmesi için çalışıyoruz”
Eczacıbaşı Dynavit, Rzeszów’u mağlup etti
İSTANBUL’UN MUHTARLARIYLA İFTAR YAPTI
Erzurum Alperen Ocakları’ndan STK Temsilcileriyle İftar Programı
Başkan Demir 12 Mart bir Milletin Dirilişidir !
Kentsel Dönüşüm, Ülkemiz İçin Savunma Sanayisi Kadar Önemli
Yükleniyor




