16642,49%1,23
43,49% 0,04
51,31% 0,04
6873,87% 5,71
11786,68% 3,61
Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Simten Malhan ve Doç Dr Rukiye Numanoğlu Tekin tarafından gerçekleştirilen araştırma, bebeklerde ciddi solunum yolu enfeksiyonlarına yol açabilen RSV’nin toplumda büyük ölçüde bilinmediğini ortaya koydu.
Her yıl dünyada milyonlarca bebeği etkileyen ve küçük çocuklarda ciddi solunum yolu enfeksiyonlarına yol açabilen RSV (Respiratuar Sinsityal Virüs), Türkiye’de hâlâ “görünmez” bir tehdit olmaya devam ediyor. Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Simten Malhan ve Doç Dr Rukiye Numanoğlu Tekin tarafından gerçekleştirilen kapsamlı araştırma, RSV’nin ne olduğu, kimleri etkilediği ve nasıl önlenebileceği konusunda toplumda büyük bir bilgi eksikliği bulunduğunu gözler önüne serdi. Kadın ve erkeklerin dengeli temsil edildiği, genç yetişkinlerin ağırlıkta olduğu, eğitim profili çoğunlukla lise ve üniversite mezunlarından oluşan 2.825 kişiyle gerçekleştirilen araştırmaya göre, katılımcıların %67,4’ü RSV’yi hiç duymadığını belirtirken, yalnızca %11,8’i “RSV’yi biliyorum” dedi.
Hastane yatışlarına ve kalıcı etkilere neden oluyor Bebeklerin solunumunu zorlaştırabilen ve hastane yatışlarına kadar ilerleyebilen bu önemli enfeksiyonla ilgili toplumsal farkındalığın düşük olması, korunma yaklaşımlarında da gecikmelere ve kalıcı etkilerin oluşmasına neden oluyor. Yaşamın ilk aylarında basit bir soğuk algınlığı gibi başlayıp kısa sürede hayati risk yaratabilecek bir enfeksiyona dahi dönüşebilen RSV, bazı bebeklerde ilerleyen dönemlerde tekrarlayan hırıltı, astım benzeri solunum sorunları ve akciğer hassasiyeti gibi kalıcı etkiler bırakabiliyor. Prof. Dr. Simten Malhan, bu tabloyu halk sağlığı açısından gecikmeden ele alınması gereken önemli bir uyarı olarak değerlendiriyor.
“Bu veriler, acil bir bilgilendirme seferberliği ihtiyacını gösteriyor” Araştırma sonuçlarının yalnızca toplumsal farkındalığı ölçen bir tablo olmadığını, aileleri ve bebekleri doğrudan etkileyen önemli bir bilgi eksikliğini ortaya koyduğunu vurgulayan Prof. Dr. Simten Malhan, elde edilen bulguları şu sözlerle değerlendirdi: “Bu araştırma bize çok net bir gerçeği gösteriyor: RSV, toplumun büyük bir kesimi için hâlâ ‘bilinmeyen’ gizli bir tehlike ve halk sağlığı açısından önemli bir risk. Katılımcıların üçte ikisinden fazlası virüsü hiç duymamış durumda. Korunma yöntemlerine karşı yine bilgi eksikliğinden kaynaklanan kararsızlık oldukça yaygın. Bu tablo, sorunun doğru, güvenilir ve anlaşılır bilgiye erişim meselesi olduğunu açıkça söylüyor. Sağlık okuryazarlığını güçlendiren, kanıta dayalı ve hedef gruplara göre tasarlanmış bir bilgilendirme seferberliğine ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Sistemli bir bilgilendirme süreci hayata geçirilmeden, RSV gibi risklerin etkin şekilde yönetilmesi mümkün değil. Özellikle bebekler, küçük çocuklar ve kırılgan gruplar için doğru bilgiye zamanında erişim, koruyucu sağlık yaklaşımının en kritik basamağıdır.”
RSV’nin bebekler için bir tehdit olduğu bilinmiyor Araştırma, RSV’nin en çok kimi etkilediği konusunda da net bir algı bulunmadığını ortaya koyuyor. Katılımcıların sadece %34,1’i RSV’nin en çok bebekleri ve küçük çocukları etkilediğini düşünürken, %35,7’si virüsün her yaş grubunu eşit etkilediğini belirtiyor. Bu sonuçlar, RSV’nin özellikle bebekler ve kırılgan gruplar üzerindeki etkisine dair toplumsal bilginin parçalı kaldığına işaret ediyor. Bu algı dağınıklığı, özellikle ebeveynler açısından dikkat çekici bir risk oluşturuyor. RSV’nin hastaneye yatışlara yol açabileceğini düşünenlerin oranı %45,7. Ancak “emin değilim” diyenlerin oranı da %43,4 ile neredeyse aynı seviyede. Kadınlarda “RSV hastane yatışlara yol açabilir” diyenlerin oranı %49,6 iken erkeklerde %40,7. Erkeklerde hiç duymadım diyenlerin oranı ise %71,7. Bu farklar, cinsiyete göre de algının değiştiğini gösteriyor.
Eğitim farkındalığı artırıyor ama “bilgi açığı” her grupta devam ediyor Araştırmaya göre eğitim düzeyi yükseldikçe RSV farkındalığı artıyor, ancak sorun yalnızca düşük eğitim düzeyiyle sınırlı değil. Lisansüstü grupta RSV’yi bildiğini söyleyenlerin oranı %58,6 iken, lise mezunlarında bu oran %7,7. Buna rağmen farklı eğitim gruplarında da aşıya yönelik kararsızlık dikkat çekiyor.
Ebeveyn olmak da farkındalığı artırmıyor Araştırmanın bir diğer çarpıcı sonucu, çocuk sahibi olmanın RSV farkındalığını otomatik olarak yükseltmemesi. Çocuk sahibi olanlarda “RSV’yi hiç duymadım” diyenlerin oranı %69, çocuk sahibi olmayanlarda %65,6. Bu tablo, RSV’nin özellikle bebekleri ilgilendiren bir konu olmasına rağmen, ebeveynlerde dahi bilgi boşluğunun sürdüğünü ortaya koyuyor. Prof. Dr. Simten Malhan: “Bilgi boşluğu kapanmadan risk yönetilemez” Araştırma bulguları, RSV’nin toplumda yeterince bilinmemesi nedeniyle riskin görünmez kaldığını, buna bağlı olarak da korunma kararlarının belirsizlikle şekillendiğini gösteriyor. Prof. Dr. Simten Malhan, özellikle bebekler ve risk gruplarında RSV’ye yönelik farkındalık çalışmalarının ve doğru bilgilendirme içeriklerinin yaygınlaştırılmasının hem ailelerin hem de sağlık sisteminin yükünü azaltmada kritik olduğunu vurguluyor.