10898,70%-0,43
42,49% 0,16
49,31% 0,05
5762,83% 1,55
9287,46% 0,49
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Sinop’ta vatandaşlarla buluştu. Ağıralioğlu, terörist başı Abdullah Öcalan muhataplığını eleştirerek, “41 yıldır terör mücadelesi veriyor bu devlet, millet; evlatlarıyla beraber. 41 yıldır ülkücü hareket, Türk Milliyetçiliği ‘Apo asılsın!’ diye meydan meydan bağırıyor, ip sallıyordu: ‘Apo asılsın!..’ Sonra final yaptılar: ‘Apo nasılsın?’ Gördünüz mü finali?” diye konuştu. Ağıralioğlu, Papa ziyaretiyle ilgili de şu yorumda bulundu: “Peygamber Efendimiz'e coşkuyla söylenmiş bir ilahidir: 'Ey şerefli elçi hoş geldin! Şerefli elçi şeref verdin!' diye nakaratı olan bir ilahiyi Papa karşılamasında söyler oldular. Öcalan'a kurucu der Türkeş'in mezarında, Papa'ya, Peygamber Efendimize atfen söylenmiş sözleri söyler oldular. Apo'nun elinde, Papa'nın elinde ne yapar oldular bilmiyorum.” Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin Sinop İl Başkanlığı açılışında düzenlenen Halk Buluşması’na katıldı. Ağıralioğlu’na başkanlık divanı üyeleri ile Sinop teşkilatı da eşlik etti. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yavuz Ağıralioğlu, konuşmasında özetle şunları söyledi: ANAHTAR PARTİ VARSA NEZAKET VAR… Ölçülü siyaseti çağırıyoruz. Terbiyeyi çağırıyoruz. Ciddiyeti çağırıyoruz. Bir şey diyorlar. Dediklerini onlara demek zorunda bıraktıkları bu berbat iklime kurulduğumuz için böyle diyorlar. Yoksa Türk yurdunda nezaketin, merhametin, adaletin, ciddiyetin istisna olmaması lazımdır. Memleket kötü yönetildiği için güya bizim alâmetifarikamız oymuş gibi oluyor. Hâlbuki bizim kürsüye çağrılırken ‘koordinatlarımız’ diye söylenenler, memlekette yok diye bizim üzerimizden ifade edilenlerdir. O yoksa aslında Türk’te yoktur demeyen dilleri varmıyor da, diyorlar ki: 'O varsa bunlar Türk'te olsun' diye kavga ediyoruz. O yüzden Anahtar Parti varsa nezaket var. Anahtar Parti varsa ciddiyet var, mesuliyet var, gayret var. Var da var; bütün kıymetlerle, değerlerle var. Biz, nezaketle alacağız memleketi!.. BİRİ APO’NUN ELİNDE, BİRİ DE PAPA’NIN ELİNDE KALDI! 41 yıldır terör mücadelesi veriyor bu devlet, millet, evlatlarıyla beraber. 41 yıldır ülkücü hareket, Türk Milliyetçiliği 'Apo asılsın!' diye meydan meydan bağırıyor, ip sallıyordu: 'Apo asılsın!' Sonra final yaptılar: 'Apo nasılsın?' Şimdi nasıl? Gördünüz mü finali? Efendim, 'Terör bitsin!' 41 yıldır,
41 yıldır terör bitsin! Önceleri asılsın, şimdi Apo nasılsın, gerekirse ülkücüler asılsın!' Laflara bak, laflara! Size kabalık bile edilmez be! Size kabalık bile edilmez! Çıktılar adaletle, merhametle yola. Arada kimle beraber oldular, kime kem söz ettilerse hepsinin hilafına davrandılar. Bir ara FETÖ'cülerle beraberdiler. Sonra darbe oldu, devleti sokaklardan topladı millet, verdi ellerine. O zaman müttefikler de sonra hasım oldular. Hasımlarına söverken de 'Papazdı, Kardinaldi, Vatikan’dı, Papaydı!' diye konuştular. Birisi Apo'nun elinde kaldı, biri de Papa'nın elinde kaldı, iyi mi? Memleketi aldılar ellerine, her şeyi yapma kudretiyle verdik. Biri Apo'ya, biri Papa'ya. Peygamber Efendimiz'e coşkuyla söylenmiş bir ilahidir: 'Ey şerefli elçi hoş geldin! Şerefli elçi şeref verdin!' diye nakaratı olan bir ilahiyi Papa karşılamasında söyler oldular. Öcalan'a kurucu der Türkeş'in mezarında, Papa'ya, Peygamber Efendimize atfen söylenmiş sözleri söyler oldular. Apo'nun elinde, Papa'nın elinde ne yapar oldular bilmiyorum. KİBAR KİBAR ALACAĞIZ MEMLEKETİ! Efendim, rakip susturacak oldun mu, hamasetle konuşacak oldun mu; Apo'ya yanaşan, yakın duran, selam veren, yanında duran, gölgesinde duran, gölgesine sığınan kim varsa hepsine alçak demek! Onlarla siyaset yapanlarla ilgili 40 yıldır ülkücü camianın vicdanını çelikten bir zırh gibi Türk milletinin iradesini PKK'nın karşısında temsil ediyorum iradesiyle laflar etmek; sonra da o 40 yılın üstüne bir bardak su içip gidip Alparslan Türkeş'in kabrinde Öcalan'a 'kurucu önder' demek! İyi mi? Kibar kibar alacağız memleketi elinizden! KİRALARLA MAAŞLARIN ARASI KOPTU… 2025 yılında dünya liderliğinizden Türk milletine fakirlik düştü, yoksulluk düştü, yolsuzluk düştü, muayene sırasında gecikme düştü, sosyal yardımlaşma şemsiyesinden yardım düştü. 17.5 milyon kişi. Genel panorama şu: 20-22 bin lira emekliye para veriyorsunuz, ayın 10 günü geçinemiyorlar. Kiralarla maaşların arası koptu. Büyükşehirlerde yaşayanların bir maaşı bir kiraya gider. Kreş parası ödeyen bir anne çocuğunun kreş parasına çalışmak zorunda kalıyor. İnsanları şu darboğaza soktunuz: 'Çalışmayayım, evde oturayım bari, çocuğuma ben bakayım' demek zorunda bıraktınız insanları. Düğün yapamıyorlar, evlat evlendiremiyorlar. Çocuk okutuyorlar, okutana kadar canları çıkıyor. Mezun olunca çocukların kendilerinin canı çıkıyor, iş bulamadıkları için. Efendim, siz rakamlarla oynayınca diyorsunuz ki: '17 bin 500 dolar oldu, Allah'ın izniyle memlekette millî gelir falan' diyorsunuz. Herkes kendi adına çarpıyor. Diyorlar ki: 'Bu 17 bin 500 doları kime veriyorsunuz, kardeşim? Yani bize vermiyorsunuz. Bunu kime bölüp veriyorsunuz?' Doları baskılıyorsunuz. Doları serbest bırakın, bakın kaç dolar? 85 milyona bölüyorsunuz. 95 milyona bölün bakayım, kaç lira? Anahtar Parti, sizin söz verip de yapamadıklarınız için kuruldu. Siz ilkeli siyaset sözü verdiniz, ilkesizlik yaptınız. Siz hedef siyaseti koydunuz ortaya, hedef stratejisi koydunuz, hedef tutturamadınız. Anahtar Parti o yüzden kuruldu.
Hükûmetin mahareti şudur: Tayyip Bey, hükûmetin kurmayları bizi şöyle meşgul ediyorlar: Sizin işsizlik derdiniz var. Eve gidince çocuklarınızın işsizliğinden çocuklarınız mahzun. Sizden para alarak yaşamak zorunda oldukları için onlar mahcup. Siz onlara yetemediğiniz için siz mahcupsunuz. Alışverişe gidiyorsunuz, istediğinizi alamıyorsunuz, mahcupsunuz. Çocuklarınız sizden bir şey isteyemiyorlar, onlar mahcuplar. Esnaf mahcup, ev sahibi mahcup, kiracı mahcup, öğretmen mahcup, öğrenci mahcup, üretici mahcup, tüketici mahcup. Bir mahcubiyet içerisinde memleket! Sebebi hükûmet. Sebebi hükûmet! HİSSENİZE APO DÜŞTÜ, PAPA DÜŞTÜ Sizi sandıkta emekli bekleyecek. Sandıkta sizi asgari ücretli bekleyecek. Biz bekleyeceğiz sizi. Sandıkta, şehit olmuş evlatlarıyla 40 yıldır mezar taşlarında konuşmuş analar, babalar bekleyecek sizi. Gaziler bekleyecek sizi. Biz bekleyeceğiz sizi beraber. Alıp geleceksiniz karnenizi ve müttefiklerinizi. Siz tarafınızı seçtiniz. Biz size kem söz bile etmiyoruz. Siz, kem söz bile edilemeyecek kadar milletinizin uzağına düştünüz. Sizin hissenize Apo düştü, Papa düştü. Sizin hissenize devletin, milletin düşmanları düştü. Sizin hissenize rantçılar düştü, haramcılar düştü, yalancılar düştü. Sizin hissenize keyfilik düştü. Gördünüz mü? Hissenize düşenlerle karnenizi; sizi, karnenizi, müttefiklerinizi, beraber olmaya heves ettiklerinizi, Kandil'deki itlerinizi, İmralı'daki caninizi... Hepinizi, hepinizi sandığın başında bekliyoruz. Hepinizi alıp geleceksiniz. Siz, sizin beraber olduklarınızla; biz, beraber olmaya yeminli olduklarımızla. Siz, taraf olduklarınızla; biz, hizmetinde olduklarımızla. Siz, kendinize yakıştırdıklarınızla; biz, kendisine layık olmaya çalıştıklarımızla. Siz, kendinizi yakıştırdıklarınızla; biz, kendisine yakışalım diye gece gündüz koşturduklarımızla; biz Türk milletiyle. ANAHTAR PARTİ MEMLEKETİ YENİDEN İNŞAYA BAŞLIYOR Anahtar Parti, israf, yolsuzluk, yoksulluk sarmalında bu memleketi yeniden restorasyona, yeniden inşaya başlıyor. Anahtar Parti, Türk milletini, Türk devletini yeniden inşa etmeye başlıyor. Haram helale karıştı. Doğru yalana karıştı. İlke ilkesizliğe karıştı. Vakar vakarsızlığa karıştı. Siyasette dirayet, yeniden devletin ve milletin ihyası ve inşası için kuruldu. Ayağa kaldıracağımız devletin neyi hangi planla yapacağımızı bilen iradesi olarak kurulduk. İşimiz çok kolay: 23 yıldır iktidarda olan ve bugün karşı karşıya olduğumuz sorunlara sebep olan şeyi ortadan kaldıracağız. İsrafa sebep olan hükûmet kalkacak, ortadan kalkacak. Bu hükûmet yönetimi devredecek. Sandıkta yolsuzluğa sebep olan Kamu İhale Kanunu, en büyük bu! Partiler Kanunu da dâhil, siyasetin finansmanı üzerinden siyasetin toplumu etkilemesi engellenecek. Parti Kanunu, Siyasi Partiler Kanunu değişecek. Liderlerin iki dudağının arasına sıkışmış demokrasiden Türk milletini kurtaracağız. 'Ceket gönderirsem seçerler' şımarıklığına sebep olan sisteme son verip, milletine kendi vekilini seçme hakkı verecek olan bir mekanizma kuracağız.”