ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşini hukuka aykırı biçimde alıkoyması, uluslararası hukuk ve devletler hukuku bakımından bir devletin egemenliğini fiilen yok saymak anlamına gelmektedir.
Bu tür bir eylem, yalnızca belirli bir siyasal aktöre yönelik bir müdahale olarak değerlendirilemez; aksine doğrudan bir milletin onuruna yönelmiş açık bir rencide ve aşağılamadır. Aynı zamanda, bir devletin kendi kaderini tayin etme hakkının ihlali niteliğini taşımaktadır.
ABD bir tarafta halklara özgürlük veren, özgürlüklerinin yanında duran pozisyon görümünde bulunurken; beri tarafta halkların egemenliklerini kısıtlayan politika gütmesi çelişkilerini gösteren bir durumdur.
Bununla birlikte, Maduro yönetiminin Venezuela’yı kötü yönettiği; hukuksuz uygulamalarla iktidarını sürdürdüğü ve şaibeli seçim süreçleri yoluyla meşruiyetini tartışmalı hâle getirdiği de inkâr edilemez bir gerçektir. Keyfî tutuklamaların yaygınlaştığı, şeffaflık ve hesap verebilirlik mekanizmalarının işlevsizleştiği, temel insan haklarının sistematik biçimde ihlal edildiği yönetimler, toplum nezdinde meşruiyetlerini büyük ölçüde yitirirler.
Bu durumu, bir Venezüellalı kadının paylaştığı video kaydında dile getirdiği şu sözler çarpıcı biçimde özetlemektedir:
“Yıllardır mücadele eden bir halk katlediliyor. ABD dünyanın polisi değildir. Önemli olan Maduro değil, onurlu halktır. Amaçları ülkenin petrol kaynaklarını yağmalamaktır.”
Bu ifade, meselenin yalnızca bir liderin iktidarıyla sınırlı olmadığını; halkın onurunun, siyasal iradesinin ve ülkenin doğal kaynakları üzerindeki egemenlik hakkının da doğrudan hedef alındığını ortaya koymaktadır
Venezuela halkı, tarihsel olarak bağımsızlık ve onur mücadelesi vermiş; ağır yoksulluk koşullarına rağmen egemenliğini savunma iradesi göstermiş onurlu ve direnişçi bir halktır. Hukuksuz yönetimlerin bedelinin doğrudan halka ödetilmesi ne ahlaki ne de hukuki açıdan kabul edilebilir. Aynı şekilde, bir ülkenin doğal kaynaklarının, halkın rızası ve menfaati dışında dış güçler tarafından sömürülmesi de meşru gösterilemez. Bu bağlamda, “yağmurdan kaçarken, doluya yakalanmak” uyarısı ile halkların karşı karşıya kaldığı ikili açmazı isabetle ifade etmektedir.
Maduro’nun despotik yönetimi ve ABD’nin müdahalesi Venezuella halkını zor seçeneklerle karşı karşıya bırakmaktadır.
Bu meselede esas önemli olan Venezuella halkının özgürlüğünü kaybetmemesidir.
Devletlerin egemenlik haklarını savunmak, despotik ve hukuksuz yönetimleri meşrulaştırmak anlamına gelmez. Ancak bir ülkede hukuksuz bir yönetimin varlığı da, başka bir devletin korsan yöntemlerle müdahalede bulunmasını meşru kılmaz. Zira uluslararası hukuk, keyfî güç kullanımını değil; hukuka dayalı, meşru ve kolektif süreçleri esas alır.
Nitekim bir yöneticinin görevden uzaklaştırılmasının ardından halkın sevinç gösterileri düzenlemesi, söz konusu kişinin toplum nezdindeki meşruiyetinin fiilen sona erdiğini gösterebilir. Ancak bu noktaya gelinmemesi için yönetimlerin, halklarıyla barışık bir ilişki kurmaları; toplumsal taleplere kulak vermeleri ve yönetme yetkisini zor ve baskı yoluyla değil, rıza ve hukuk temelinde sürdürmeleri gerekir.
Bir devlet halkıyla çatışmaya başlamışsa halk inim inim inlemeye başlamışsa, ölüm, işkence ve zindan halkın seçeneği haline gelmişse o devletin yıkılması meşrutiyet kazanmıştır
Saddam Hüseyin, Beşar Esad, Nicolás Maduro ve benzeri birçok otoriter liderin inşa ettiği hukuksuz siyasal sistemler, uzun vadede kendi sonlarını da hazırlamıştır. Yönetimler halklarıyla savaşmamalı; halkın mutluluğunu, refahını ve adalet duygusunu merkeze alan bir idare anlayışı geliştirmelidir. Zira yoksulluk ve adaletsizlik altında ezilen toplumlar, otoriter rejimler karşısında kaçınılmaz olarak bir kurtuluş umudu arayışına girerler. Hukuksuz yönetimler halk nezdinde meşrütiyetini kaybeder.
Bir devlette, halkı koruyacak meşru siyasal ve hukuksal argümanlar ortadan kalktığında bu tür yönetimlerin yıkılması toplumsal vicdan nezdinde meşruiyet kazanır. Devlettin var olma meşrutiyetini ve gerekçesini ortadan kaldırdığınızda aslında o devleti dış güçlerin müdahalesine açık hale getirmiş ve meşrutiyet kazandırmış olursunuz.

