Harun Değer


Epstein Belgeleri, Küresel Çürüme ve İnsanlığın Kırılma Noktası

Jeffrey Epstein dosyaları etrafında açılan perde, yalnızca bireysel suçlara değil; küresel ölçekte ahlaki bir çöküş iddiasına işaret ediyor. Belgelerle birlikte gündeme gelen


Jeffrey Epstein dosyaları etrafında açılan perde, yalnızca bireysel suçlara değil; küresel ölçekte ahlaki bir çöküş iddiasına işaret ediyor. Belgelerle birlikte gündeme gelen iddialar, dünyanın görünür yüzünü yönetenlerle, gerçekte ipleri elinde tutan güçler arasındaki uçurumu gözler önüne seriyor. Bu ifşalar, meselenin birkaç “sapık elit”ten ibaret olmadığını; aksine sistematik, örgütlü ve ideolojik bir yozlaşma ağının varlığına dair güçlü bir algı oluşturuyor. Belgelerde ve tanıklıklarda dile getirilen iddialar arasında, küçük çocukların sistematik biçimde istismar edilmesi, insan onurunun tamamen yok sayıldığı kapalı ağların varlığı ve bu ağların dünya siyasetinde etkili isimlerle bağlantılı olduğu yönündeki suçlamalar bulunuyor. Daha da sarsıcı olan ise, bazı iddiaların bu istismarın ritüelize edildiği, insanlık dışı uygulamaların –yamyamlık dâhil– bir güç ve kontrol sembolü olarak kullanıldığı yönünde olmasıdır. Bunlar henüz hukuken ispatlanmış gerçekler değil; ancak belgelerle birlikte gündeme gelmeleri bile, modern dünyanın ahlaki zeminini sorgulamak için yeterince ağırdır. Bu çerçevede modernite kavramı da yeniden tartışılmalıdır. Batı merkezli “özgürlük, demokrasi ve ilerleme” söylemi, bu iddialar ışığında ciddi bir inandırıcılık krizi yaşamaktadır. Zira ortaya çıkan tablo, halkların iradesiyle seçilmiş liderlerin değil; onları yönlendiren, finanse eden ve gerektiğinde harcayan küçük ama son derece güçlü bir sermaye oligarşisinin dünyayı fiilen yönettiği iddiasını güçlendirmektedir. Demokrasi, bu bakış açısından, kitleleri oyalayan bir vitrin; gerçek kararlar ise kapalı kapılar ardında alınmaktadır. Söz konusu iddialar yalnızca istismar ve ahlaksızlıkla sınırlı değildir. Küresel ölçekte sürekli savaşların körüklenmesi, terör örgütlerinin —başta DAEŞ olmak üzere— dolaylı ya da doğrudan finanse edildiği yönündeki suçlamalar, insanlığın bilinçli biçimde kaos içinde tutulduğu kanaatini beslemektedir. Savaş, bu düzen için bir istisna değil; ekonomik ve ideolojik bir araçtır. Kan, göç, yıkım ve korku üzerinden kurulan bu düzen, insan hayatını değersizleştiren bir zihniyetin ürünüdür. Pandemiler, hastalık yayılması ve aşı politikaları da bu bağlamda tartışılmaktadır. Belgeler ve küresel tecrübe, bazı çevrelerde insan neslinin geleceğini tehdit edecek ölçüde riskli uygulamaların bilinçli biçimde dayatıldığı algısını oluşturmuştur. Sağlık söylemi altında yürütülen politikaların şeffaf olmaması, büyük ilaç şirketleri ile siyasi elitler arasındaki çıkar ilişkileri, bu kuşkuları daha da derinleştirmektedir. Burada mesele bilimin kendisi değil; bilimin, ahlaktan ve insan onurundan koparılarak bir tahakküm aracına dönüştürülmesidir. Tüm bu iddiaların merkezinde ortak bir nokta vardır: Ahlakın sistematik olarak tasfiye edilmesi. Modernite adı altında cinsiyetsizleştirme, aile kurumunun çökertilmesi, sınırsız haz kültürü ve kutsalsız bir hayat anlayışı küresel ölçekte dayatılmaktadır. Bu düzenin

nihai hedefinin, ahlaki sınırları olmayan, kolay yönlendirilen ve itiraz edemeyen bir insan tipi üretmek olduğu yönündeki kanaat giderek yaygınlaşmaktadır. İşte tam bu noktada, İslam’ın insanı merkeze alan ahlak ve adalet anlayışı yeniden gündeme gelmektedir. İslam, insanı ne tüketilecek bir meta ne de kontrol edilecek bir sayı olarak görür; insanı emanet olarak kabul eder. Gücü sorumlulukla, özgürlüğü ahlakla, yönetimi adaletle sınırlar. Çocuğu dokunulmaz, masumu kutsal, hayatı ise pazarlık konusu yapılamaz kabul eder. Bugün küresel sistemin içine düştüğü bu ahlaki iflas karşısında, İslam’ın değerlerinin yalnızca bir inanç sistemi değil; insan neslini korumaya yönelik evrensel bir ahlak çağrısı olduğu daha net görülmektedir. Güce tapmayan, zulmü meşrulaştırmayan, savaşı çıkar değil son çare sayan bir anlayışın insanlık için tek gerçek çıkış yolu olduğu düşüncesi, yaşananlar karşısında daha yüksek sesle dile getirilmektedir. Epstein belgeleri etrafında şekillenen bu büyük tartışma, belki de insanlığa şu soruyu sormaktadır: Teknolojide ilerleyen ama ahlakta çöken bir dünya mı, yoksa sınırları olan ama onuru korunan bir gelecek mi? Bu soru cevapsız bırakıldığında, bedelini yalnız bugünün değil, yarının çocukları da ödeyecektir.

Yazarı Diğer Yazıları

Yeşilay Kar Motosikleti Şampiyonası Sona Erdi

Yeşilay Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası’Nın İlk Etabı Sona Erdi

Yeşilay Türkiye Salon Atletizm Şampiyonası tamamlandı

RİZE’DE, YEŞİLAY DÜNYA KAR MOTOSİKLETİ ŞAMPİYONASI DÜZENLENECEK

Final Mücadeleleri Nefesleri Kesti

2026 UEC Avrupa Pist Bisikleti Şampiyonası’nın ilk seansı sona erdi

DÜNYA KAR MOTOSİKLETİ ŞAMPİYONASI SIRALAMA TURLARIYLA BAŞLADI

SNX TÜRKİYE DÜNYA KAR MOTOSİKLETİ ŞAMPİYONASI AÇILIŞ SEREMONİSİ RİZE’DE GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Fernando Andrade Dos Santos, Erzurumspor'da

Fenerbahçe ve Galatasaray'ın Avrupa'daki rakipleri belli oldu

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 20 15 1 4 33 49
2.FENERBAHÇE A.Ş. 20 13 0 7 28 46
3.TRABZONSPOR A.Ş. 20 12 2 6 15 42
4.GÖZTEPE A.Ş. 20 11 3 6 15 39
5.BEŞİKTAŞ A.Ş. 20 10 4 6 10 36
6.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 20 8 6 6 13 30
7.SAMSUNSPOR A.Ş. 20 7 4 9 3 30
8.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 20 6 7 7 -7 25
9.KOCAELİSPOR 20 6 8 6 -5 24
10.CORENDON ALANYASPOR 20 4 6 10 -2 22
11.GENÇLERBİRLİĞİ 20 6 10 4 -3 22
12.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 20 4 8 8 -6 20
13.HESAP.COM ANTALYASPOR 20 5 10 5 -14 20
14.TÜMOSAN KONYASPOR 20 4 9 7 -9 19
15.İKAS EYÜPSPOR 20 4 10 6 -12 18
16.KASIMPAŞA A.Ş. 20 3 10 7 -12 16
17.ZECORNER KAYSERİSPOR 20 2 9 9 -25 15
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 20 2 15 3 -22 9