Aynı düşünüyoruz.
Aynı konuşuyoruz.
Yollarımız, güzergâhlarımız, oturma alanlarımız aynı… Aynı arkadaş grubu, Aynı yüzler, Her gün aynı muhabbetler.
Sinema yok, Tiyatro yok, Kitap okuma yok, Fikir ve düşünce üretimi yok.
Bütün arzu ve isteklerimizi, tekrara düşen yüz kelimeyle dile getiriyoruz. Seni farklı bir aktiviteye sevk edecek kimse yok.
Bu kent insanı boğuyor; her şeyiyle daraltıyor… Aynılar, tekrarlar ve kısır döngüler; değişimi, dönüşümü ve gelişimi ıskalıyor.
Kavga etsen bile, yüz yüze gelmemek için sırtını dönüp sessizce gidebileceğin değerde bir dost ya da arkadaş bulamıyorsun.
Sevgiden, dostluktan ve arkadaşlıktan bahsedemez olduk. İyi ve güzel düşünceler üretilmeyince yaşam kirlendi. İnsan ve toplum geriledi. Güzellikler azaldı, görünmez oldu.
Para kazanma hırsı bizi bencil insanlara dönüştürdü. İnsani değerler geriledi.
Para, insanlığın en büyük sermayesi oldu. Kültürel birikim artık insanlığın sermayesinden sayılmaz oldu.
Farklılıklarımıza tahammülümüz ve saygımız azaldı. Para, bütün değerlerin önüne geçti.
Farklılıklarımıza tahammülümüz ve saygımız azaldı. Para, bütün değerlerin önüne geçti.
Parası olan; en saygın, en akıllı ve en bilgili insan olarak görülmeye başlandı. Oysa bu büyük bir yanılgıdır
Bu, bir toplum için adeta intihardır. Toplumu tepetaklak bir uçuruma yuvarlamaktır.
Yaşamımızdaki her şey gibi siyaset de ucuzladı. Bu yüzden bu ülkenin gerçek sorunları çözülemiyor.
Sevgi, saygı; büyük küçük ayırımı kalmadı. Kirlilikler yaşamımızın her tarafını sardı.
“Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” felsefesinden, öğretmenlerini öldüren bir öğrenci toplumuna evrildik.
Toplumda bireyselleşme arttı. Kimse kimseyi dinlemez oldu.
Dert ortağı olacak, güvenilecek dost kalmadı. Toplum, her şeyiyle bir bütün olarak yozlaştı. En çok da birbirlerine olan güvenlerini kaybetti. Tayyar ÖZBEY/14.03.2026